Osmanlı Minyatür Sanatında İkonografik Bir Okuma: “Gül Koklayan Fatih” Portresi ve Gül-i Muhammedî Sembolizmi

Fatih Sultan Mehmed’in Nakkaş Sinan Bey tarafından resmedilen meşhur minyatüründe sağ elinde tuttuğu gül, yüzyıllardır sanat tarihçileri, ilahiyatçılar ve kültür araştırmacıları için zengin bir yorumlama alanı sunmaktadır. Bu makale, Fatih’in elindeki gülün sembolik anlamını çok katmanlı bir yaklaşımla ele almaktadır. Çalışmada gülün; İslam tasavvuf geleneğinde Hz. Muhammed’i temsil eden bir motif olarak kullanılması, Osmanlı siyasi ikonografisinde İslam medeniyetinin ve hilafetin sembolü haline gelmesi, ayrıca Fatih’in kişisel karakterine dair zarafet ve tefekkür unsurlarını yansıtması incelenmektedir. Makale, gül sembolizmini yalnızca tekil bir anlama indirgemek yerine, dönemin siyasi, kültürel ve sanatsal bağlamı içinde değerlendirmeyi amaçlamakta; bu bağlamda Gentile Bellini’nin portresi ile Osmanlı minyatür geleneği arasındaki etkileşimi, tasavvuf literatüründe gülün yerini ve gül hakkındaki uydurma rivayetlerin sembolik anlamlandırma üzerindeki etkisini tartışmaktadır.

1. Giriş

Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmed’in (1432-1481) günümüze ulaşan portreleri arasında, sanat tarihi ve kültürel sosyoloji açısından en derin katmanlara sahip olan eser şüphesiz “Gül Koklayan Fatih” minyatürüdür. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde (H. 2153, y. 10a) muhafaza edilen bu eser, yalnızca bir hükümdarın fiziksel görünümünü değil, aynı zamanda temsil ettiği medeniyetin inanç ve değer dünyasını kusursuz bir estetikle kayıt altına alır.

Gül Koklayan Fatih: Bir Medeniyet Tasavvurunun İkonografik Özeti (1480)
Fatih dönemi başnakkaşı Sinan Bey veya öğrencisi Bursalı Şiblizâde Ahmed’e atfedilen bu minyatür, Türk-İslam sanatının şaheserlerindendir. Batı resminin gölgelendirme teknikleri ile yerli minyatür geleneğimizin kusursuz bir sentezi olan eserde padişah; sağ başparmağındaki zihgir (okçu yüzüğü) ile siyasi kudreti (Celâl), kokladığı Gül-i Muhammedî ile de peygamber sevgisini ve manevi zarafeti (Cemâl) bir arada sunar. Bu portre, devlet aklının estetik ve inançla nasıl yoğrulduğunun görsel kanıtıdır.
Topkapı Sarayı Albümlerinden gül koklayan Sultan II. Mehmed portresi. – Bilkent Üniversitesi

2. Tarihsel Bağlam ve Sanatsal Çerçeve

2.1. Fatih Sultan Mehmed’in Sanat Hamiliği

Fatih Sultan Mehmed, yalnızca İstanbul’un fatihi olarak değil, aynı zamanda büyük bir sanat hamisi olarak da tarihe geçmiştir. Döneminin en üstün âlimleri tarafından yetiştirilen II. Mehmed, padişahlığı süresince ilim ve sanata büyük önem vermiş, İstanbul’da Hassa Nakkaşhânesi’ni kurdurarak pek çok sanatkârı başkente getirtmiştir. Sultanın sanata olan ilgisi yalnızca İslam sanat gelenekleriyle sınırlı kalmamış, Batı resim sanatına da büyük merak duymuştur. Nitekim Venedik doçesinden “iyi bir ressam” talep etmesi üzerine, Rönesans’ın önemli isimlerinden Gentile Bellini 1479-1481 yılları arasında İstanbul’a gelerek sarayda çalışmıştır.

Fatih Sultan Mehmed Portresi (Gentile Bellini, 1480) Venedikli Rönesans ustası Gentile Bellini tarafından 1480 yılında İstanbul’da resmedilen bu başyapıt, Osmanlı devlet aklının ve vizyonunun estetik bir manifestosudur. Eser, Batılı bir ressamın Doğu'yu egzotikleştirme çabası değil; Fatih Sultan Mehmed'in kendi özgüveniyle ve "Kayser-i Rûm" (Roma İmparatoru) unvanının getirdiği evrensel hükümdarlık iddiasıyla özel olarak sipariş ettiği bir Rönesans-Osmanlı sentezidir.
Fatih Sultan Mehmed Portresi (Gentile Bellini, 1480) Venedikli Rönesans ustası Gentile Bellini tarafından 1480 yılında İstanbul’da resmedilen bu başyapıt, Osmanlı devlet aklının ve vizyonunun estetik bir manifestosudur. Eser, Batılı bir ressamın Doğu’yu egzotikleştirme çabası değil; Fatih Sultan Mehmed’in kendi özgüveniyle ve “Kayser-i Rûm” (Roma İmparatoru) unvanının getirdiği evrensel hükümdarlık iddiasıyla özel olarak sipariş ettiği bir Rönesans-Osmanlı sentezidir. – National Gallery

Fatih’in sanat hamiliği, Doğu ve Batı sanat geleneklerini bir araya getiren kozmopolit bir saray kültürünün oluşmasına zemin hazırlamıştır. Nakkaş Sinan Bey’in İtalya’ya gönderilerek Maestro Paolo’nun yanında eğitim alması ve dönüşünde İtalyan resim sanatının etkisi altında Fatih’in portresini yapması, bu kültürel etkileşimin somut bir örneğidir. Bu bağlamda, gül koklayan Fatih portresi, Osmanlı minyatür geleneği ile Batı resim tekniklerinin sentezini temsil eden öncü bir eser olarak değerlendirilmelidir.

2.2. Portrenin Sanatsal Özellikleri ve İkonografik Unsurlar

Nakkaş Sinan Bey’e atfedilen portrede Fatih Sultan Mehmed, bağdaş kurmuş vaziyette, sağ elinde tuttuğu kırmızı gülleri koklarken tasvir edilmiştir. Portrede sultan, sol profilinden resmedilmiş olup; ince kavisli kaşları, kemerli burnu, kızıla çalan bıyık ve sakalıyla detaylı bir fizyonomik gerçekçilik sergilemektedir. Padişahın sağ elinde turuncuya yakın kırmızı tonda üç küçük gül bulunmakta; bu güllerden yalnızca biri tamamen açmış durumdadır. Gül demetinin içinde ayrıca yalnızca yapraklardan oluşan bir dal da yer almaktadır.

Portrede gülün yanı sıra dikkat çeken diğer ikonografik unsurlar da mevcuttur. Sultanın sol elinde sıkıca tuttuğu beyaz bir mendil, başparmağındaki zihgir (okçu yüzüğü) ve başındaki sarık, dönemin hükümdarlık ve statü sembolleri arasında sayılmaktadır. Tuğba Batuhan’ın çalışmasında belirttiği gibi, bu portre “Fatih Sultan Mehmet’i Konstantinopolis’in Fatihi olarak resmetmekle birlikte, Osmanlı kültürel kavramlarını da içermektedir”. Bu bağlamda gül, portredeki diğer sembolik unsurlarla birlikte, sultanın çok yönlü kimliğini yansıtan bir anlam bütününün parçası olarak değerlendirilmelidir.

Nakkaş Sinan Bey’in bu portresi, daha sonraki dönemlerde Fatih’e dair yapılan tasvirler için bir prototip haline gelmiş; 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar farklı sanatçılar tarafından benzer kompozisyonlarla tekrarlanmıştır.

3. Gülün Sembolik Anlam Katmanları

3.1. İslam Tasavvufunda Gül ve Hz. Muhammed Sembolizmi

Gülün Fatih’in portresindeki en yaygın kabul gören anlamı, İslam peygamberi Hz. Muhammed’i temsil etmesidir. Bu yorum, İslam sanat ve edebiyat geleneğinde gülün Hz. Peygamber ile özdeşleştirilmesine dayanmaktadır. Türk-İslam edebiyatında na’t, mevlid, hilye, mi‘râcnâme gibi türlerde gül, Hz. Peygamber’i sembolize eden en önemli motiflerden biri olarak kullanılmıştır. Gül motifi, tasavvuf terminolojisinde “Resul-i Ekrem Efendimizi temsil ettiği gibi lale de Allah’ın birliğini sembolize eder” anlayışıyla yerleşmiştir.

Bu sembolik ilişkinin temelinde, İslam kültüründe yaygınlık kazanmış bazı rivayetler bulunmaktadır. Gülün Hz. Peygamber’in terinden yaratıldığı, onun kokusunu koklamak isteyenlerin gül koklaması gerektiği gibi anlatılar, halk inancında ve edebiyatta geniş yer bulmuştur. Ancak bu rivayetlerin hadis ilmi açısından güvenilir olmadığı, “uydurma hadis” kategorisinde değerlendirildiği akademik çalışmalarda ortaya konmuştur. Beşir Ayvazoğlu’nun Güller Kitabı’nda detaylandırdığı üzere, gülün Hz. Peygamber ile ilişkilendirilmesi, uydurma rivayetlerin kültürel bellekte yarattığı etkinin bir sonucudur; ancak bu durum sembolün kültürel geçerliliğini ve sanatsal değerini azaltmamaktadır.

Fatih Sultan Mehmed’in İslam’a ve Hz. Peygamber’e olan derin bağlılığı göz önüne alındığında, portredeki gülün Hz. Muhammed’i temsil etmesi makul bir yorum olarak öne çıkmaktadır. Fatih’in İstanbul’u fethettikten sonra Ayasofya’da kıldığı ilk Cuma namazı, İslam’ın sembolik merkezini Doğu Roma’nın başkentine taşıma iddiasının bir tezahürü olarak okunabilir. Bu perspektiften bakıldığında, gül koklayan Fatih imgesi, sultanın hem dini kimliğini hem de İslam medeniyetinin hamisi olarak üstlendiği rolü simgelemektedir.

Gül Koklayan Fatih: 19. Yüzyıl Avrupa Gravürlerinde Osmanlı İkonografisi John Young, A Series of Portraits of the Emperors of Turkey (Londra, 1815). Sultan III. Selim’in emriyle hazırlatılan yerel tasvirlerin (Konstantin Kapıdağlı ekolü) Batı resim teknikleriyle yeniden yorumlandığı bu gravür; Fatih Sultan Mehmed'in Nakkaş Sinan Bey ile başlayan "Gül-i Muhammedî"yi koklama ikonografisinin 19. yüzyıl Avrupa yayınlarına sadakatle aktarılmış önemli bir yansımasıdır.
Gül Koklayan Fatih: 19. Yüzyıl Avrupa Gravürlerinde Osmanlı İkonografisi John Young, A Series of Portraits of the Emperors of Turkey (Londra, 1815). Sultan III. Selim’in emriyle hazırlatılan yerel tasvirlerin (Konstantin Kapıdağlı ekolü) Batı resim teknikleriyle yeniden yorumlandığı bu gravür; Fatih Sultan Mehmed’in Nakkaş Sinan Bey ile başlayan “Gül-i Muhammedî”yi koklama ikonografisinin 19. yüzyıl Avrupa yayınlarına sadakatle aktarılmış önemli bir yansımasıdır. – Wikimedia Commons

3.2. Siyasi İkonografi: Gülün Hilafet ve Medeniyet Sembolü Olarak Kullanımı

Gülün Hz. Muhammed’i temsil etmesi, aynı zamanda İslam medeniyetinin ve hilafet makamının sembolik bir ifadesi olarak da yorumlanabilir. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden sonra kendisini yalnızca Osmanlı padişahı olarak değil, aynı zamanda İslam dünyasının lideri olarak konumlandırmıştır. Bu bağlamda portredeki gül, sultanın İslam medeniyetini temsil etme iddiasının görsel bir ifadesi olarak değerlendirilebilir.

TES dergisindeki “Legacy of greatness” başlıklı yazıda belirtildiği üzere, gülün olası sembolik anlamlarından biri de “orduları (yapraklar ve dikenler) tarafından korunan İslam halklarını” temsil etmesidir. Bu yorum, gülün botanik yapısının (taç yapraklar, dikenler) İslam ümmetinin korunmuşluğu ve bütünlüğü ile ilişkilendirilmesine dayanır. Fatih’in portresinde gül demetinin üç gülden oluşması da bu bağlamda anlamlıdır; üç gülün İslam’ın üç kıtadaki (Asya, Avrupa, Afrika) varlığını veya Osmanlı’nın üç kıtaya yayılan hakimiyetini simgelediği yorumları yapılmıştır.

Ayrıca, Fatih’in portresindeki gülün, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’in fethiyle birlikte İslam medeniyetinin Batı’ya doğru genişlemesini sembolize ettiği de ileri sürülebilir.

3.3. Fatih’in Kişisel Karakteri: Zarafet, Tefekkür ve İnce Ruh

Gülün portredeki bir diğer anlam katmanı, Fatih’in kişisel karakterine dair ipuçları sunmasıdır. Sultanın sert bir cüsseyle, azametli bir duruşla resmedilmesine rağmen, elinde narin bir gül tutması, onun savaşçı kimliğinin yanı sıra zarif, ince ruhlu ve tefekkür ehli bir kişiliğe de sahip olduğunu ima eder. TES dergisindeki yorumda belirtildiği gibi, gül “sultanın yumuşak, kültürlü yönlerini” temsil ediyor olabilir.

Fatih Sultan Mehmed’in entelektüel kimliği tarihsel kaynaklarca da doğrulanmaktadır. Sultanın gençlik dönemine ait bir eskiz defterinin günümüze ulaşmış olması, onun çizim yeteneğini ve sanatsal ilgisini kanıtlamaktadır. Ayrıca Fatih’in Avnî mahlasıyla yazdığı şiirler, onun edebî yönünü ortaya koymaktadır. Bu bağlamda portredeki gül, sultanın “âlim hükümdar” imajının görsel bir tamamlayıcısı olarak değerlendirilebilir.

Fatih’in Çocukluk Defteri – academia.edu

Gülün tefekkürle ilişkisi de önemlidir. İslam mistisizminde gül, tefekkür ve meditasyon halini simgeleyen bir motif olarak kullanılmıştır. Fatih’in portredeki ifadesiz, dalgın bakışları ve gülü koklama eylemi, onun bir tefekkür anında resmedildiği izlenimini uyandırmaktadır. Bu yorum, Fatih’in tasavvufa olan ilgisi ve dönemin önde gelen mutasavvıflarıyla kurduğu yakın ilişkiler göz önüne alındığında daha da anlam kazanmaktadır.

3.4. Batı Sanatındaki Gül İkonografisi ile Karşılaştırmalı Bir Bakış

Fatih’in portresindeki gülün anlamını kavrayabilmek için, Batı sanatındaki gül ikonografisini de göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Gentile Bellini’nin İstanbul’da bulunduğu dönemde yaptığı Fatih portresi ile Nakkaş Sinan Bey’in minyatürü arasındaki etkileşim, gül sembolizminin iki farklı kültürel bağlamda nasıl yorumlandığını anlamak açısından önemlidir.

Batı Hristiyan sanatında gül, özellikle Meryem Ana ile ilişkilendirilmiş; “dikensiz gül” (rosa sine spina) Meryem’in günahsızlığını simgelemiştir. Bizans Konstantinopolis’inde de Meryem Ana’nın gül ile ilişkilendirilmesi yaygın bir ikonografik gelenekti. Fatih’in İstanbul’u fethinden sonra, bu Hristiyan sembolünün İslami bir bağlamda yeniden yorumlanması, kültürel dönüşümün ve sembolik sahiplenmenin ilginç bir örneğini oluşturmaktadır.

Gentile Bellini’nin Fatih portresinde gül bulunmamakla birlikte, İtalyan ressamın Osmanlı sarayında geçirdiği süre boyunca Doğu’nun sembolik dilinden etkilenmiş olması muhtemeldir. Nakkaş Sinan Bey’in ise İtalya’da aldığı eğitim sonrasında Batı’nın perspektif ve fizyonomik gerçekçilik anlayışını Osmanlı minyatür geleneğiyle harmanladığı bilinmektedir. Bu karşılıklı etkileşim, gülün her iki kültürde de kabul gören evrensel bir güzellik ve zarafet sembolü olarak portrede yer almasını açıklayabilir.

4. Akademik Literatürde Gül Sembolizmi Üzerine Tartışmalar

4.1. Gülün Hz. Muhammed’i Temsil Ettiği Görüşü

Akademik literatürde en yaygın kabul gören görüş, Fatih’in elindeki gülün Hz. Muhammed’i temsil ettiği yönündedir. Bu görüş, İslam sanatında ve edebiyatında gülün Hz. Peygamber ile özdeşleştirilmesi geleneğine dayanmaktadır. Mehmet Necmettin Bardakçı’nın “Türk Tasavvuf Kültüründe Gül Sembolü Üzerine Bazı Düşünceler” başlıklı çalışması, gülün tasavvufi bağlamda Hz. Peygamber’i temsil eden en güçlü sembollerden biri olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu görüşü destekleyen bir diğer argüman, Osmanlı padişahlarının Hz. Peygamber’e duydukları saygının ve bağlılığın sanatsal temsillerde sıklıkla vurgulanmasıdır. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’un fethinden sonra kendisini İslam dünyasının lideri olarak konumlandırması, portresinde Hz. Peygamber’i sembolize eden bir motif kullanmasını anlamlı kılmaktadır. Nakkaş Sinan Bey’in Vikipedi maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, “Resimdeki gül Muhammed’i, dolayısıyla İslam’ı çağrıştırmaktadır”.

Portrait of Mehmet II cropped. Human Physiognomy Concerning the Personal Dispositions of the Ottomans 1579 TSMK H.1563
Fatih Sultan Mehmed Tasviri: Kıyafetü’l-İnsâniyye fî Şemâili’l-Osmaniyye (1579) III. Murad döneminde (1579) Şehnameci Seyyid Lokman tarafından kaleme alınan ve başnakkaş Osman tarafından resmedilen bu eser, Fatih Sultan Mehmed’in Nakkaş Sinan Bey ile başlayan “gül koklayan” ikonografisinin Osmanlı görsel hafızasında nasıl kanunlaştığının belgesidir. Tasvir, salt bir kopyalama değil; padişahın “Celâl ve Cemâl” dengesini yansıtan şemâilinin (fiziksel ve ahlaki özelliklerinin) klasik Osmanlı minyatür üslubuyla resmiyet kazanmasıdır. – Wikimedia Commons

4.2. Çok Katmanlı Anlam ve Alternatif Yorumlar

Bununla birlikte, gülün anlamını yalnızca Hz. Muhammed ile sınırlandırmak, sembolün taşıdığı çok katmanlı anlamı göz ardı etmek anlamına gelebilir. TES dergisindeki yazıda vurgulandığı gibi, gülün birden fazla olası sembolik anlamı bulunmaktadır: Hz. Muhammed’i, İslam halklarını veya sultanın kültürlü yönlerini temsil edebilir. Bu çok anlamlılık, Osmanlı sanatının sembolik dilinin bir özelliği olarak değerlendirilmelidir.

Tuğba Batuhan’ın “Materiality of Mehmet II Smelling A Rose Based on Gentile Bellini’s Painting with Cultural Perspective” başlıklı makalesi, portredeki gülü kültürel perspektiften ele alarak, sembolün hem Osmanlı kültürel kavramlarını hem de Batı sanatının etkilerini yansıtan bir anlam taşıdığını ileri sürmektedir. Batuhan’a göre, portre “Fatih Sultan Mehmet’i Konstantinopolis’in Fatihi olarak resmetmekle birlikte, bu resimler Osmanlı kültürel kavramlarını da içermektedir”. Bu yaklaşım, gülün tek bir referansa indirgenemeyeceğini, aksine dönemin karmaşık kültürel ve siyasi dinamiklerinin bir yansıması olarak okunması gerektiğini savunmaktadır.

4.3. Popüler Yorumların Eleştirisi ve Akademik Yaklaşımın Önemi

Fatih’in elindeki gülün anlamına dair popüler kültürde ve sosyal medyada dolaşıma giren çeşitli yorumlar bulunmaktadır. Bunlar arasında gülün “İstanbul’un fethini simgelediği”, “Fatih’in Hristiyanlığa gizli bir yakınlığını ifade ettiği” veya “mistik bir tarikatla bağlantısını gösterdiği” gibi iddialar yer almaktadır. Bu tür yorumlar, akademik dayanaktan yoksun olup, çoğu zaman spekülatif niteliktedir.

Akademik bir yaklaşım, gül sembolünü tarihsel bağlamı içinde, dönemin sanatsal, kültürel ve siyasi dinamiklerini göz önünde bulundurarak değerlendirmeyi gerektirir. Bu bağlamda, gül hakkındaki uydurma rivayetlerin sembolün kültürel geçerliliğini nasıl etkilediği sorusu önem kazanmaktadır. Türk-İslam edebiyatında gül sembolü üzerine yapılan çalışmalar, uydurma rivayetlerin kültürel bellekte yarattığı etkinin, sembolün anlamlandırılmasında belirleyici bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu durum, akademik araştırmanın, popüler inanışları eleştirel bir süzgeçten geçirme işlevini vurgulamaktadır.

Benjamin Constant The Entry of Mahomet II into Constantinople 1876
Fransız ressam Jean-Joseph Benjamin-Constant tarafından yapılan “II. Mehmed’in Konstantinopolis’e Girişi” isimli tablo. – Musée des Augustins

5. Sonuç

Fatih Sultan Mehmed’in Nakkaş Sinan Bey tarafından resmedilen portresinde sağ elinde tuttuğu gül, tekil bir anlama indirgenemeyecek kadar zengin bir sembolik içeriğe sahiptir. Bu makalede ortaya konduğu üzere, gülün en az üç temel anlam katmanı bulunmaktadır:

Birincisi, İslam tasavvuf geleneğinde ve Türk-İslam edebiyatında gül, Hz. Muhammed’i temsil eden en güçlü sembollerden biridir. Bu bağlamda Fatih’in elindeki gül, sultanın Hz. Peygamber’e duyduğu derin saygıyı ve İslam medeniyetinin hamisi olarak üstlendiği rolü ifade etmektedir. İkincisi, gül siyasi ikonografi açısından İslam medeniyetini, hilafet makamını ve Osmanlı’nın üç kıtaya yayılan hakimiyetini sembolize etmektedir. Üçüncüsü, gül Fatih’in kişisel karakterine dair zarafet, tefekkür ve ince ruh gibi nitelikleri yansıtmakta; sultanın “alim hükümdar” imajını tamamlamaktadır.

Bu çok katmanlı anlam örüntüsü, Osmanlı sanatının sembolik dilinin bir özelliği olarak değerlendirilmelidir. Gül, Doğu ve Batı sanat geleneklerinin kesişim noktasında, farklı kültürel referansları bir araya getiren evrensel bir güzellik ve zarafet sembolü olarak portredeki yerini almıştır. Fatih’in gül koklayan imgesi, yüzyıllar boyunca tekrarlanan bir ikonografik model haline gelerek, sultanın tarihsel bellekteki temsilinin ayrılmaz bir parçası olmuştur.

Sonuç olarak, Fatih Sultan Mehmed’in elindeki gül, tek bir kişiyi veya kavramı değil, bir medeniyetin, bir inancın ve bir hükümdarın çok yönlü kimliğini temsil eden karmaşık bir semboldür. Bu sembolün anlamını kavrayabilmek, disiplinlerarası bir yaklaşımı ve tarihsel bağlamın derinlemesine anlaşılmasını gerektirmektedir.

Kaynakça

Ayvazoğlu, Beşir. Güller Kitabı: Türk Çiçek Kültürü Üzerine Bir Deneme. İstanbul: Kapı Yayınları, 2016.

Babinger, Franz. Mehmed the Conqueror and His Time. Translated by Ralph Manheim. New Jersey: Princeton University Press, 1978.

Bağcı, Serpil, Filiz Çağman, Gürsel Renda ve Zeren Tanındı. Osmanlı Resim Sanatı. İstanbul: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, 2006.

Bardakçı, Mehmet Necmettin. “Türk Tasavvuf Kültüründe Gül Sembolü Üzerine Bazı Düşünceler”. Gül Kitabı- Gül Kültürü Üzerine İncelemeler içinde, ed. Bilal Kemikli ve Selami Turan. Isparta: Isparta Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü Yayınları, 2010.

Batuhan, Tuğba. “Materiality of Mehmet II Smelling A Rose Based on Gentile Bellini’s Painting with Cultural Perspective”. Art-Sanat 14 (2020): 1-16.

Berk, Nurullah. “Fatih Sultan Mehmet ve Venedikli Ressam Gentile Bellini”. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 2/2 (1953): 143-160.

İnalcık, Halil. Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2007.

Renda, Gürsel. Osmanlı Minyatür Sanatı. İstanbul: Promete Kültür Dizisi, 2001.

“Türk-İslâm Edebiyatında Gül Sembolü ve Gül Hakkındaki Uydurma Rivayetlerle İlişkisi”. Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. Erişim tarihi: 17 Nisan 2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/deuifd/article/450956.

“Legacy of greatness”. TES Magazine, 4 Mart 2005. Erişim tarihi: 17 Nisan 2026. https://www.tes.com/magazine/archive/legacy-greatness.

“Nakkaş Sinan Bey”. Vikipedi. Erişim tarihi: 17 Nisan 2026. https://tr.wikipedia.org/wiki/Nakka%C5%9F_Sinan_Bey.

“Fatih Sultan Mehmed’in Gül Koklarken Tasvir Edildiği 5 Portre”. Tarih-i Kadim. Erişim tarihi: 17 Nisan 2026. https://www.tarihikadim.com/fatih-sultan-mehmetin-gul-koklarken-tasvir-edildigi-5-portre/.

⚖️

Lisans ve Telif Uyarısı

Medya kullanım kuralları

Bu içerikte yer alan tüm medya dosyalarının (görsel, video, ses, belge vb.) lisans/telif bilgilerini ilgili eser açıklamalarından kontrol edin.

📚 Şartlar ve Koşullar Oku
Paylaş
Avatar fotoğrafı
Emre Kaya
Articles: 1