🎙️ Bu İçeriği Sesli Dinleyin
Okumaya vaktiniz yok mu? İstanbul’un Kayıp Yıldızı: Takiyüddin ve Dar-ü’r Rasad-ül Cedid makalemizi Mirasium Podcast farkıyla dinleyebilirsiniz.
Giriş: Gökyüzüne Uzanan Eller ve 1577’nin Kehaneti
Tarih 1577 yılının Kasım ayı. İstanbul semalarında, halkın hem hayranlıkla hem de derin bir korkuyla izlediği devasa bir ateş topu belirdi. Bu, Büyük İstanbul Kuyruklu Yıldızı’ydı. Şehrin sokaklarında fısıltılar dolaşıyor, kahvehanelerde ve cami avlularında bu göksel işaretin ne anlama geldiği tartışılıyordu. Ancak Tophane sırtlarında, o güne kadar İslam coğrafyasının gördüğü en gelişmiş gözlem araçlarıyla donatılmış bir binada, bambaşka bir telaş vardı. Osmanlı’nın başmüneccimi Takiyüddin er-Râsıd, elindeki devasa sekstantlar ve o zamana kadar astronomide kullanılmamış hassas mekanik saatlerle bu gök cismini inceliyordu.
Takiyüddin’in hikayesi, sadece bir bilim insanının biyografisi değildir; bu hikaye, 16. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nun entelektüel zirvesini, teknik kapasitesini ve aynı zamanda siyaset ile bilim arasındaki hassas dengenin nasıl trajik bir sonla bitebileceğini anlatan ve büyük dersler barındıran bir destandır.
BÖLÜM 1: BİLİMİN PEŞİNDE BİR ÖMÜR – TAKİYÜDDİN KİMDİR?
Takiyüddin Muhammed bin Ma’ruf, 1521 (veya bazı kaynaklara göre 1526) yılında Şam’da dünyaya geldi. Eğitim hayatı, Osmanlı’nın ilim havzalarının ne denli geçirgen ve zengin olduğunun bir kanıtıdır. İlk eğitimini babası Kadı Ma’ruf Efendi’den aldıktan sonra, dönemin bilim merkezleri olan Şam ve Kahire’de bulundu. Kahire, Memlük geleneğinin astronomi mirasını koruyan ve Osmanlı disipliniyle harmanlayan bir merkezdi. Takiyüddin burada sadece dini ilimler değil; matematik, astronomi ve mekanik alanlarında da derinleşti.

1550 civarında babasıyla İstanbul’a geldiğinde, karşısında Kanuni Sultan Süleyman’ın ihtişamlı imparatorluğunu buldu. Dönemin büyük alimleri Çivizâde ve Ebussuûd Efendi’nin meclislerinde bulundu. Ancak Takiyüddin’i çağdaşlarından ayıran en önemli özellik, onun “Hezarfen” (bin fenli, çok yönlü) kişiliğiydi. O sadece bir astronom değil; aynı zamanda su tulumbaları tasarlayan bir mühendis, optik üzerine risaleler yazan bir fizikçi ve en önemlisi mekanik saatler konusunda bir dahiydi.
Mısır’da kadılık ve müderrislik yaptıktan sonra 1570’te kalıcı olarak İstanbul’a döndü. Sultan II. Selim’in Müneccimbaşı Mustafa Çelebi’nin vefatı üzerine Müneccimbaşı makamına getirildi. Bu makam, onun hayallerini gerçekleştirmesi için bir basamaktı. Zira Takiyüddin’in aklında tek bir hedef vardı: Semerkant’ta Uluğ Bey’in kurduğu rasathaneden sonra İslam dünyasının en büyük gözlemevini kurmak ve eskimiş olan astronomik tabloları (Zîc) yenilemek.
BÖLÜM 2: BİR RÜYANIN İNŞASI – DARÜ’R-RASADÜ’L-CEDİD
Takiyüddin, dönemin güçlü sadrazamı Sokollu Mehmed Paşa ve Hoca Sadeddin Efendi’nin de desteğini alarak Sultan III. Murad’a tarihi bir proje sundu. Uluğ Bey Zîci’nin artık yetersiz kaldığını, gök cisimlerinin hesaplanan konumları ile gözlenen konumları arasında hatalar oluştuğunu, bu hataların giderilmesinin hem devletin itibarı hem de takvimlerin doğruluğu için elzem olduğunu anlattı.
Sultan III. Murad, bilime ve sanata ilgi duyan bir padişahtı. Takiyüddin’in projesini onayladı ve Tophane sırtlarında, bugünkü Fransız Sarayı civarında olduğu tahmin edilen mevkide, “Darü’r-Rasadü’l-Cedid” (Yeni Gözlemevi) inşasına başlandı.

Bu rasathane, sıradan bir yapı değildi. Kaynaklara göre; içinde kütüphanesi, idari odaları ve devasa aletlerin yerleştirildiği gözlem kuleleri bulunan bir kompleksti. Takiyüddin, yanına aldığı 15 kişilik seçkin bir ekiple (8 rasıt, 4 katip ve 4 yardımcı) burada gece gündüz çalışmaya başladı. Rasathanenin bütçesi ve imkanları, o dönem Avrupa’sında kurulan benzer kurumların çok üzerindeydi. Hatta bilim tarihçileri, Takiyüddin’in Rasathanesi’ni, ünlü Danimarkalı astronom Tycho Brahe’nin Uraniborg’u ile kıyaslar ve donanım açısından Takiyüddin’in önde olduğunu belirtirler.

BÖLÜM 3: TEKNİK BİR MUCİZE – RASATHANE ALETLERİ
Takiyüddin’in dehası, kullandığı aletlerde saklıydı. O, sadece var olanı kullanmakla yetinmedi, yeni aletler icat etti ve eskilerini devasa boyutlarda yeniden inşa etti. “Âlât-ı Rasadiyye li Zîc-i Şehinşâhiyye” adlı eserinde bu aletleri tek tek resmetmiş ve anlatmıştır. İşte o mühendislik harikalarından bazıları:

- Zâtü’l-Halâk (Halkalı Araç – Armillary Sphere): Gök cisimlerinin enlem ve boylamlarını ölçmek için kullanılan, iç içe geçmiş 6 halkadan oluşan devasa bir küre. Takiyüddin’in yaptığı modelin çapı 4 metreden fazlaydı ki bu, ölçüm hassasiyetini muazzam derecede artırıyordu.
- Libne (Duvar Kadranı – Mural Quadrant): Yıldızların meridyen geçişlerini ve yüksekliklerini ölçmek için kullanılan, duvara sabitlenmiş dev bir kadran. Takiyüddin’in Libne’si, 6-7 metre çapındaydı. Batı’da bu boyutta bir alet ancak yıllar sonra Tycho Brahe tarafından kullanılacaktı.
- Zâtü’s-Semt ve’l-İrtifâ (Azimut Yarım Halkası): Gök cisimlerinin ufuktan yüksekliğini ve yönünü (azimut) ölçmeye yarayan bu alet, modern teodolitlerin atası sayılır.
- Zâtü’l-Evtâr (Kirişli Araç): İşte bu, Takiyüddin’in bizzat icadıdır. Ekinoksları belirlemek için kullanılan bu alet, yay ve kiriş prensibine dayanıyordu ve onun trigonometriye olan hakimiyetinin bir göstergesiydi.
- Müşebbehe bi’l-Monâtık (Sekstant): Yıldızlar arasındaki mesafeyi ölçmek için kullanılan bu alet, Takiyüddin tarafından geliştirilmiş özel bir tasarımdı.

- Mekanik Saatler: Takiyüddin’in dünya astronomi tarihine en büyük katkısı belki de budur. O güne kadar astronomide zaman ölçümü güneş saatleri veya su saatleri ile yapılırdı ve bu da hassasiyeti düşürürdü. Takiyüddin, “saniyeyi gösterebilen” mekanik saati astronomik bir gözlem aracı olarak kullanan ilk kişilerden biridir. Bu, gözlemlerdeki hata payını minimuma indirmiştir.

(Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 2558, vr. 38b, 63b) Kaynak: TDV İslam Ansiklopedisi
BÖLÜM 4: BİLİMSEL MİRAS VE MATEMATİKSEL DEVRİM
Takiyüddin, sadece gözlem yapmıyor, elde ettiği verileri işlemek için yeni matematiksel yöntemler geliştiriyordu. Özellikle trigonometri alanındaki çalışmaları çağının çok ötesindeydi.
- Ondalık Kesirler: O dönemde astronomlar “altmışlık” (seksagesimal) sayı sistemini kullanırken, Takiyüddin ondalık kesirleri astronomiye uyarlayarak hesaplama işlemlerini sadeleştirdi ve hızlandırdı.
- Trigonometrik Fonksiyonlar: Sinüs, kosinüs, tanjant ve kotanjant tanımlarını netleştirdi, bunların cetvellerini hazırladı.
- Ekliptik Eğimi: Takiyüddin, Dünya’nın eksen eğikliğini (ekliptik ile ekvator arasındaki açı) 23 derece 28 dakika 40 saniye olarak hesapladı. Bugün modern teknolojiyle bildiğimiz değer 23 derece 27 dakikadır. Aradaki fark sadece 1 dakika 40 saniyedir ki bu, 16. yüzyıl teknolojisi için inanılması güç bir başarıdır.
Hazırladığı “Ez-Zîcü’ş-Şehinşâhî” (Sultanın Zîci), o güne kadar yapılmış en kapsamlı ve doğru yıldız kataloğu olmaya adaydı.
BÖLÜM 5: DÖNÜM NOKTASI VE TRAJEDİ
Rasathane tam kapasiteyle çalışırken, 1577 yılında o meşhur kuyruklu yıldız göründü. Takiyüddin, bu olayı Sultan III. Murad için yorumladı. Kuyruklu yıldızın parlaklığına ve hareketine bakarak bunun, İran seferindeki Osmanlı ordusu için bir zafer müjdecisi olduğunu söyledi. Gerçekten de Osmanlı ordusu zaferler kazanıyordu. Ancak İstanbul’da işler yolunda gitmiyordu.

Şehri vuran büyük bir veba salgını, binlerce insanın ölümüne sebep oldu. Halk, korku ve yas içindeydi. Bu toplumsal travma ortamında, siyasi çekişmeler de ayyuka çıktı. Sarayda, Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’nın gücünü kırmak isteyen bir hizip vardı. Takiyüddin, Sokollu tarafından desteklenen bir alimdi. Sokollu’nun rakipleri, rasathaneyi ve Takiyüddin’i hedef tahtasına oturttular.
Dönemin Şeyhülislamı Kadızade Ahmed Şemseddin Efendi’nin, Sultan’a sunduğu iddia edilen rapor, rasathanenin sonunu getiren sürecin fitilini ateşledi. Tarihçilerin aktardığına göre; gökleri gözlemenin uğursuzluk getirdiği, meleklerin sırlarını öğrenmeye çalışmanın felaketlere (vebaya) yol açtığı yönündeki propagandalar, o dönemin hassas psikolojisinde karşılık buldu. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Bu durum, İslam’ın bilimle çatışması değil, bilimin siyasi bir araç olarak kullanılması ve siyasi hesaplaşmalara kurban gitmesidir. Hoca Sadeddin Efendi’nin siyasi manevraları ve Sokollu karşıtı cephenin baskısı, Sultan III. Murad’ı zor durumda bıraktı.
SONUÇ: DENİZDEN GELEN TOP GÜLLELERİ VE YARIM KALAN HİKAYE
22 Ocak 1580’de, Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa’ya verilen emirle, Tophane’deki o muazzam yapı denizden topa tutuldu. Yıkım, sadece taş duvarların değil, bir medeniyetin bilimsel ivmesinin de yıkımıydı. Rasathane yerle bir edildi, aletler parçalandı ve Takiyüddin’in ve ekibinin yıllarca süren emeği enkaz altında kaldı.
Takiyüddin, yıkımdan sonra içine kapandı ve 1585 yılında vefat etti. Onun çalışmaları, Zîc’i ve gözlemleri maalesef tam anlamıyla yayınlanıp Avrupa’daki çağdaşları gibi bilim dünyasına mal olamadı. Oysa aynı dönemde yaşayan Tycho Brahe’nin gözlemleri, öğrencisi Kepler’in elinde modern astronominin kanunlarına (Kepler Yasaları) dönüştü.
Bugün baktığımızda, Takiyüddin’in Rasathanesi olayı bize şunu hatırlatır: Bilimsel ilerleme, sadece teknik bilgiyle değil; o bilimi destekleyecek, koruyacak ve siyasi çalkantılardan uzak tutacak bir toplumsal ve yönetimsel iradeyle mümkündür. Osmanlı, Takiyüddin ile yakaladığı “Bilimsel Devrim” fırsatını, iç çekişmeler ve konjonktürel korkular nedeniyle kaçırmıştır.
Ancak Takiyüddin’in mirası, yıkılan duvarların altından yüzyıllar sonra yeniden gün yüzüne çıkmıştır. Bugün onun eserleri, tasarımları ve dehası, Türk-İslam bilim tarihinin en parlak sayfalarından biri olarak okunmakta ve gelecek nesillere ilham vermektedir. Onu hatırlamak, sadece geçmişe bir özlem değil, geleceği inşa ederken bilimin değerini anlamak adına bir sorumluluktur.
KAYNAKÇA
Birincil ve Temel Eserler (Modern İncelemeler)
- Tekeli, Sevim.16. Yüzyılda Osmanlılarda Saatler ve Takiyüddin’in Mekanik Saat Konstrüksiyonuna Dair En Parlak Yıldızlar Adlı Eseri. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 2002.
- (Not: Makalede bahsi geçen mekanik saatlerin astronomide kullanımı ve Takiyüddin’in bu konudaki öncülüğünü kanıtlayan temel eserdir.)
- İhsanoğlu, Ekmeleddin.Osmanlı Bilim Mirası. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2010.
- (Not: Osmanlı bilim kurumlarının işleyişi ve rasathanenin genel bilim tarihindeki yerini anlamak için başvurulan ana kaynaktır.)
- Sayılı, Aydın.The Observatory in Islam and Its Place in the General History of the Observatory (İslam Dünyasında Rasathane ve Genel Rasathane Tarihindeki Yeri). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1960.
- (Not: Dünya literatüründe bu konuda yazılmış en kapsamlı eserlerden biridir. Rasathanenin kurumsal yapısını anlamak için elzemdir.)
- Demir, Remzi.Takiyüddin’in Ceride-i Dürer ve Haride-i Fiker Adlı Eseri ve Onun Ondalık Kesirleri Astronomiye Uygulaması. Ankara: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları, 1998.
- (Not: Makalede değinilen “matematiksel devrim” ve ondalık kesirlerin kullanımı konusundaki teknik detayların kaynağıdır.)
- Dizer, Muammer. “Takiyüddin”. Türk Ansiklopedisi, Cilt 30. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı, 1981.
- Unat, Yavuz. Tarih Boyunca Türklerde Gökbilim. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2008.
Ansiklopedi Maddeleri (TDV İslam Ansiklopedisi)
- Adıvar, Adnan & İhsanoğlu, Ekmeleddin. “Takiyüddin er-Râsıd”. TDV İslâm Ansiklopedisi, Cilt 39, s. 463-466. İstanbul: TDV Yayınları, 2010.
- Kaçar, Mustafa. “Rasathane”. TDV İslâm Ansiklopedisi, Cilt 34, s. 453-457. İstanbul: TDV Yayınları, 2007.
Dijital Kaynaklar
- Wikipedia Katılımcıları. “Takiyüddin”. Vikipedi, Özgür Ansiklopedi. Erişim: 16 Ocak 2026. https://tr.wikipedia.org/wiki/Takiy%C3%BCddin
- Wikipedia Katılımcıları. “Takiyüddin’in Rasathanesi”. Vikipedi, Özgür Ansiklopedi. Erişim: 16 Ocak 2026. https://tr.wikipedia.org/wiki/Takiy%C3%BCddin%27in_Rasathanesi
Lisans ve Telif Uyarısı
Medya kullanım kuralları
Bu içerikte yer alan tüm medya dosyalarının (görsel, video, ses, belge vb.) lisans/telif bilgilerini ilgili eser açıklamalarından kontrol edin.
📚 Şartlar ve Koşullar Oku
Yorumlar kapatıldı.