Giriş: Zamanın ve Mekânın Ötesine Yolculuk
İslam inancının en mistik, en metafizik dönüm noktası olan Miraç, yüzyıllardır sadece kelamcıların değil, sanatkârların da idrakini zorlayan bir “yükseliş” hikayesidir. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bir gece Mescid-i Harâm’dan alınıp Mescid-i Aksâ’ya, oradan da madde aleminin sınırlarını aşarak gök katlarına yükseltilmesi, “imkânsızın mümkün kılındığı” andır.
Bu hadise, Doğu İslam sanatında minyatür sayfalarına sığdırılmaya çalışılırken, Batı’da ise senfonik müzikle ifade bulmuştur. Bu yazıda, 16. yüzyıl Tebriz nakkaşhanesinin dâhisi Sultan Muhammed’in fırçasından çıkan o meşhur “girdap” ile 19. yüzyıl Viyana’sından yükselen Beethoven’ın notalarını bir araya getirerek, sanatın bu kutsal yolculuğu nasıl ölümsüzleştirdiğine derinlemesine bakacağız.
1. Görsel Devrim: Sultan Muhammed ve “Dönen Gökyüzü”
İncelediğimiz eser, Safevi sanatının “Altın Çağı” kabul edilen 1539–1543 yılları arasında, Şah Tahmasb için hazırlanan çok özel bir Nizami Gencevi Hamsesi nüshasında (British Library, Or. 2265) yer alır. Eserin mimarı, Tebriz okulunun başnakkaşı ve döneminin “Ressamların Sultanı” olarak anılan Sultan Muhammed‘dir.
Klasik minyatür sanatında sahneler genellikle durağandır; figürler bir tiyatro sahnesindeymiş gibi yan yana dizilir. Ancak Sultan Muhammed, bu eserinde sanat tarihine geçecek bir devrim yapmıştır:
- Kozmik Girdap (Kompozisyon): Nakkaş, Miraç’ın “baş döndürücü” hızını anlatabilmek için klasik geometrik düzeni yıkmıştır. Resmin merkezinde Hz. Peygamber ve bineği Burak yer alır; ancak etraflarındaki her şey—melekler, bulutlar ve yıldızlar—sanki bir anaforun içindeymiş gibi döner. Bu dairesel kompozisyon, izleyiciye figürlerin yukarıya, sonsuzluğa doğru çekildiği hissini verir.
- Renklerin Dili: Geceyi betimlemek için kullanılan derin lacivert (lapis lazuli), sonsuzluğu ve bilinmezliği simgelerken; Peygamber’in etrafındaki yoğun altın yaldız kullanımı, ilahi nurun karanlığı delişini temsil eder.

2. İkonografik Detaylar: Peçe, Alev ve Melekler
Sultan Muhammed, sadece kompozisyonla değil, kullandığı sembollerle de İslam estetiğinin zirvesini sunar.
- Kutsiyetin Tasviri: İslam tasvir sanatındaki hürmet geleneği gereği, Hz. Peygamber’in yüzü beyaz bir peçe (nikab) ile örtülmüştür. Bu, “Onun güzelliği ve nuru, maddi gözle görülemeyecek kadar yücedir” manasına gelir. Başının etrafındaki hale ise Batı sanatındaki gibi daire şeklinde değil, alev formundadır. Bu alev halesi, Doğu sanatına özgü bir “nübüvvet nuru” (Peygamberlik ışığı) sembolüdür.
- Meleklerin Telaşı: Resimdeki melekler sadece izleyici değil, olayın aktif birer parçasıdır. Ellerinde buhurdanlıklar, nur dolu tepsiler ve hediyelerle Burak’ın etrafında pervane olurlar. Cebrail (a.s.), öncülük görevini yaparken, diğer meleklerin kanat çırpışları resimdeki o müthiş devinimi besler.
3. Batı’dan Beklenmedik Bir Yankı: Beethoven
Doğu’nun görsel hafızasında bu denli canlı ve renkli olan Miraç, şaşırtıcı bir şekilde Batı müziğinin dâhisi Ludwig van Beethoven‘ın dünyasında da yankı bulmuştur. 19. yüzyıl Avrupa’sında esen “Oryantalizm” ve “Turquerie” (Türk modası) rüzgarları, Beethoven’ı da etkisi altına almıştır. Her ne kadar eserin tiyatro metni (librettosu), dönemin siyasi atmosferi gereği Doğu’ya ve Türklere karşı klişeleşmiş, hatta yer yer oryantalist bir mesafe içerse de; Beethoven’ın müziği bu politik sınırları aşar. 1811 yılında Atina Harabeleri (Die Ruinen von Athen, Op. 113) adlı eser için müzik besteleyen Beethoven, eserin en çarpıcı bölümlerinden biri olan “Dervişler Korosu”nda (Chor der Derwische) metnin ötesine geçerek dinleyiciyi Doğu’nun mistik atmosferine götürür.”
- Müzikal Miraç: Beethoven bu bölümde, Mevlevi dervişlerinin zikir ve dönüş ritmini taklit etmek için orkestrasyonda bolca vurmalı çalgı kullanmıştır. Müziğin gittikçe hızlanan yapısı (crescendo), tıpkı Sultan Muhammed’in resmindeki girdap gibi bir “trans” ve “yükseliş” hali yaratır.
- Burak ve Kabe: Eserin Almanca sözleri incelendiğinde, Beethoven’ın İslam kültürüne dair kavramları doğrudan kullandığı görülür.
Koro şu sözleri haykırır:“Kollarınızın kıvrımlarında ayı taşıdınız ve paramparça ettiniz. Kabe! Muhammet! Işıltılı Burak’a bindin ve yedinci cennete uçtun Büyük Peygamber! Kabe!”
Burada ilginç olan, bir Batılı bestecinin “Burak” imgesini ve “Göğe Yükseliş” temasını, Doğu’nun kendi enstrümanı olan “mistik coşku” ile yorumlamasıdır.
Sonuç: Aynı Hakikatin Farklı Lisanları
Sultan Muhammed’in 16. yüzyılda Tebriz’de yarattığı o altın girdap, bugün hâlâ başımızı döndürmeye devam ediyor. Biri fırçasıyla sessiz bir yükseliş resmetti, diğeri notalarıyla bu yükselişi duyulur kıldı.
Aralarında asırlar ve kıtalar olsa da, her iki dâhi de insan ruhunun en büyük arzusunda birleşti: Sınırları aşmak ve sonsuzluğa ulaşmak. Bu eserler bize gösteriyor ki; hakikat tektir, ancak sanatın onu anlatmak için sonsuz sayıda dili vardır.
Kaynakça:
- Welch, S. C. (1979). Wonders of the Age: Masterpieces of Early Safavid Painting. Harvard University Press. (Sultan Muhammed ve Tebriz Ekolü üzerine detaylı analiz).
- British Library Koleksiyonu, Khamsa of Nizami (Şah Tahmasb Nüshası), Or. 2265, Folio 195r. (Eserin orijinal kaynağı).
- Beethoven, L. v. (1811). Die Ruinen von Athen, Op. 113: No. 3, Chor der Derwische (Dervişler Korosu). (Müzikal eser ve libretto kaynağı).
- Tanındı, Z. (1984). Siyer-i Nebî: İslam Tasvir Sanatında Hz. Muhammed’in Hayatı. Hürriyet Vakfı Yayınları. (İslam ikonografisi referansı).
Lisans ve Telif Uyarısı
Medya kullanım kuralları
Bu içerikte yer alan tüm medya dosyalarının (görsel, video, ses, belge vb.) lisans/telif bilgilerini ilgili eser açıklamalarından kontrol edin.
📚 Şartlar ve Koşullar Oku
Yorumlar kapatıldı.