🎙️ Bu İçeriği Sesli Dinleyin
Okumaya vaktiniz yok mu? Goethe’nin Gizli Dünyası: Neden ‘Hepimiz İslam’da Ölürüz’ Dedi? makalemizi Mirasium Podcast farkıyla dinleyebilirsiniz.
Giriş: Avrupa Yanarken Doğu’ya Sığınmak
- yüzyılın başları… Avrupa, Napolyon Savaşları’nın (1803-1815) yarattığı kaosla sarsılıyor, imparatorluklar çöküyor ve sınırlar her gün değişiyordu. Alman edebiyatının zirvesi kabul edilen Johann Wolfgang von Goethe (1749-1832), işte bu siyasi ve toplumsal buhranın ortasında, ruhunu iyileştirecek bir kaçış yolu arıyordu.
Goethe, bu kaçışı coğrafi bir yer değiştirmede değil, zihinsel bir yolculukta buldu. Onun tabiriyle bu bir “Hicret” (Hegire) idi. Yönü ise Doğu’nun irfan şehri Şiraz’a, yol arkadaşı ise yüzyıllar önce yaşamış İranlı şair Hafız-ı Şirazi‘ye doğruydu.

1. Ruh İkizini Bulmak: Goethe ve Hafız
Goethe’nin Doğu ile asıl büyük buluşması, 1814 yılında Avusturyalı oryantalist Joseph von Hammer-Purgstall’in Almancaya çevirdiği Hafız Divanı’nı okumasıyla başladı. 65 yaşındaki Goethe, Hafız’ın dizelerinde kendi ruhunun yansımasını gördü.
Hafız; hem dünyevi zevkleri hem de ilahi aşkı aynı kadehte sunabilen, dogmalara karşı duran bir “Rind” idi. Goethe, aradaki zaman ve mekan farkına rağmen ona o kadar derin bir bağ hissetti ki, literatüre geçen şu ifadeyi kullandı: “İkizim” (Zwilling).
Goethe, Hafız’a şöyle seslenecekti:
“Ey Hafız, seninle boy ölçüşmek ne haddime! Biz ancak ikiz olabiliriz. Senin zevkinde ve kederinde ben kendi zevkimi ve kederimi buluyorum.” 1
2. Goethe ve İslamiyet: “Mahomets Gesang” ve Teslimiyet
Goethe’nin Doğu’ya ilgisi sadece Hafız ile sınırlı değildi. Henüz gençlik yıllarında Kuran-ı Kerim incelemeleri yapmış, Arapça harfleri öğrenmeye çalışmış (Weimar Arşivleri’nde kendi el yazısıyla mevcuttur) ve Hz. Muhammed’e derin bir saygı duymuştu.

Muhammed’in İlahisi (Mahomets Gesang)
Goethe, 1773 yılında (henüz 24 yaşındayken) “Mahomets Gesang” (Muhammed’in İlahisi) adlı şiirini kaleme aldı. Bu şiirde Hz. Muhammed’i; kayalıkların arasından doğan, kardeşlerini (diğer nehirleri) de bağrına basarak büyüyen ve sonunda onları Okyanus’a (Yaratıcı’ya) kavuşturan coşkun bir nehre benzetti. 1

Goethe’nin Hz. Muhammed İçin Yazdığı Şiir
Kayalıklar arasından fışkıran, Şu neşe pınarına bakın! Bir yıldız çakışı gibi; Bulutların üzerinde Yüce ruhlar beslemiş gençliğini, Koru içindeki kuytuda.
Tazecik ve gürbüz, Sıyrılıyor bulutlardan, Raks eder gibi iniyor mermer kayalara, Ve haykırıyor sevincini semalara.
Dağ geçitlerinden sürüklüyor çakılları, Ve önderlik ettiği adımlarla, Sürüklüyor beraberinde, Kardeş pınarları.
Aşağıda vadide çiçekler, Beliriyor ayaklarının altında, Ve nefesiyle yeşeriyor çayırlar. Lakin ne gölgeli vadi, Ne de onu okşayan çiçekler, Alıkoyamaz bu coşkun nehri…
Ovalara doğru akıyor, kıvrıla kıvrıla… Ve suyun yüzü gümüş gibi parlıyor. Dereler coşkuyla katılıyor ona. Ve nehirler selamlıyor onu: “Kardeş!” diyorlar. “Kardeş! Çekip al kardeşlerini de…” “Götür bizi o kadim Yaratıcı’ya, O ebedi Okyanus’a…”
“Peki!” diyor nehir, “Gelin!” Ve kabarıyor daha da heybetle; Bütün bir soyu taşıyor sırtında. Krallar gibi ilerliyor, zaferle… Rüzgarlar dalgalandırıyor sancağını, Şehirler, saraylar selam duruyor geçtiği yerlerde.
Ama o durmuyor… Ne kuleler, ne saraylar, Oyalayamıyor bu azametli akışı. Yorulmak bilmez bir aşkla, Taşıyor kardeşlerini, hazinelerini ve evlatlarını… Ve sonunda, o beklenen an: Coşkuyla karışıyor Yaradan’ın bağrına, O sonsuz Okyanus’a!
Çeviri: Mirasium Ekibi
“Hepimiz İslam’da Yaşarız” Sözünün Aslı
Goethe, İslam kelimesinin kökenindeki “Teslimiyet” manasından çok etkilenmişti. Yakın dostu Eckermann’a ve mektuplarında şu meşhur ifadeyi kullanmıştı:
“Närrisch, dass jeder in seinem Falle / Seine besondere Meinung preist! / Wenn Islam Gott ergeben heißt, / Im Islam leben und sterben wir alle.”
Türkçesi: “Herkesin kendi fikrini övmesi ne delilik! Eğer İslam ‘Allah’a teslim olmak’ demekse, hepimiz İslam’da yaşar ve İslam’da ölürüz.” 2
Bu ifadeler, Goethe’nin İslamiyet’i bir “öteki” olarak değil, evrensel hakikatin güçlü bir tezahürü olarak gördüğünün en büyük kanıtıdır.
3. Büyük Sentez: Batı-Doğu Divanı (West-östlicher Divan)
Bu yoğun etkileşimlerin sonucunda Goethe, 1819 yılında başyapıtı “West-östlicher Divan”ı (Batı-Doğu Divanı) yayımladı.
Kitap, sadece bir şiir derlemesi değil, Batı aklının Doğu kalbiyle buluşma manifestosuydu. Goethe, eserin ana fikrini şu ölümsüz dizelerle özetlemişti:
“Kendini ve başkalarını tanıyan şunu da idrak edecektir: Doğu ve Batı artık birbirinden ayrılamaz.” (Orient und Okzident sind nicht mehr zu trennen). 3
Orijinal İlk Baskı
Sonuç:
Goethe, yazdığı o meşhur şiirde Hz. Muhammed’i “kardeşlerini de bağrına basarak Okyanus’a (Allah’a) koşan dev bir nehre” benzetmişti. Aslında Goethe’nin kendi ruhsal yolculuğu da farklı değildi. O, 19. yüzyılın karanlığında, hakikatin ışığını Doğu’da bulmaktan çekinmeyen cesur bir nehirdi.
Bugün bize düşen, o nehrin kıyısında durup şu gerçeği hatırlamaktır: Güneş her gün Doğu’dan doğsa da, ışığı tüm dünyayı aydınlatır.
Kaynakça
Bu makaledeki bilgiler aşağıdaki akademik ve birincil kaynaklara dayandırılmıştır:
- Goethe, J. W. von. (1819). West-östlicher Divan. Stuttgart: Cotta. (Özellikle “Hafis Name” bölümü). ↩︎
- Goethe, J. W. von. (1773). “Mahomets Gesang”. Göttinger Musenalmanach. ↩︎
- Mommsen, Katharina. (1988). Goethe und der Islam. Insel Verlag. (Bu eser, Goethe’nin İslamiyet ile ilişkisi üzerine dünyadaki en yetkin akademik çalışmadır). ↩︎
- Goethe, J. W. von. (2009). Doğu-Batı Divanı. (Çev. Senail Özkan). Ötüken Neşriyat. ↩︎
Lisans ve Telif Uyarısı
Medya kullanım kuralları
Bu içerikte yer alan tüm medya dosyalarının (görsel, video, ses, belge vb.) lisans/telif bilgilerini ilgili eser açıklamalarından kontrol edin.
📚 Şartlar ve Koşullar Oku
Yorumlar kapatıldı.