Osmanlı İmparatorluğu, asırlar boyunca bünyesinde barındırdığı farklı inanç, dil, etnik köken ve kültürlerle dünya tarihinin gördüğü en muazzam toplumsal mozaiklerden birini inşa etmiştir. Bu devasa ve çok boyutlu mozaiğin en dinamik, en üretken ancak tarih yazımında sıklıkla hak ettiği değeri bulamayan unsurlarından biri de Romanlardır. Osmanlı belgelerinde ağırlıklı olarak “Çingene” veya “Kıptî” isimleriyle anılan bu topluluk, imparatorluğun çok kültürlü yapısının son derece canlı ve renkli bir parçasını oluşturuyordu.

Romanların Anadolu ve Osmanlı coğrafyasındaki serüveni, sanılanın aksine sadece göçebe bir topluluğun hikayesi değildir. Devletin farklı bölgelerinde, özellikle Rumeli ve Anadolu kasabalarında yaşayan bu topluluklar; müzik ve eğlence alanlarının çok ötesinde, demircilik, sepetçilik, nalbantlık ve hayvancılık gibi temel zanaatlarda büyük maharetler sergilemişlerdir. Romanların Osmanlı sosyoekonomik, hukuki ve askeri sistemine nasıl entegre olduklarını, birleştirici ve yapıcı bir perspektifle tarihi şer’iye sicilleri ışığında inceleyeceğiz.
1. Tarihsel Arka Plan: Romanların Anadolu’ya Gelişleri ve Yerleşimleri
Romanların Anadolu coğrafyasına gelişleri, tarihi kaynaklara göre 11. ve 12. yüzyıllara dayanmaktadır. Bizans döneminden itibaren bu topraklarda varlık göstermeye başlayan Romanlar, Osmanlı’ya geçiş sürecinde Balkanlar (Rumeli) üzerinden geniş bir coğrafyaya yayılmışlardır.
Göçebe (konar-göçer) hayat tarzları, onları imparatorluğun uzak köşelerini birbirine bağlayan, kültürel etkileşimi hızlandıran bir köprü haline getirmiştir. Ancak zamanla göçebeliğin yanı sıra yerleşik hayata da geçmişler; İstanbul’da Eğrikapı, Kasımpaşa ve Ayvansaray gibi bölgelerde kendi mahallelerini kurmuş, Anadolu’da ise Hüdavendigar (Bursa) ve Kocaeli gibi sancaklara yerleşerek kent yaşamının ayrılmaz bir parçası olmuşlardır.

2. Osmanlı İdari Yapısı ve Sınıf Sistemi İçinde Romanlar
Osmanlı İmparatorluğu’nun toplumsal yapısını anlamadan, Romanların bu yapı içindeki konumunu idrak etmek mümkün değildir. Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vurguladığı üzere, Osmanlı Devleti aslında bir “sınıf” toplumuydu ancak bu sınıflandırma Batı’daki gibi soyluluk (prens, kont vb.) esasına dayanmıyordu.
Osmanlı’daki bu sınıflandırma idealist ve devlete hizmet etme sebepleriyle yapılmıştı; Müslümanlar, Gayrimüslimler ve bu grupların içine daha sonra Romanlar da özgün bir statü ile eklenmişti. Devletin en önemli sınıfı olan “askeri sınıfa” katılım soydan gelmiyor; kontrol amaçlı kurulan bu yapıya Müslüman köylüler, Hristiyanlar ve Roman gruplar da katılabiliyordu. Bu durum, Osmanlı’nın liyakat ve devlete sadakat üzerinden şekillenen bütünleştirici devlet aklının en net göstergelerinden biridir.
3. Rumeli Sancağı ve Askeri Teşkilatta Roman İstihdamı
Tarih yazımında genellikle göz ardı edilen en büyük gerçeklerden biri, Romanların Osmanlı askeri gücüne sağladığı devasa katkıdır. Romanlar, 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı ordusunda “geri hizmetlerde” (müsellem statüsünde) son derece kritik roller üstlenmişlerdir.
Rumeli, Osmanlı’nın Avrupa’ya açılan kapısı ve en önemli askeri merkezlerinden biriydi. İlber Ortaylı’nın paylaştığı tarihi verilere göre, o dönemde Rumeli Sancağı’ndaki yaklaşık 500 bin kişilik nüfusun 200 bini gibi muazzam bir kısmı doğrudan orduda istihdam ediliyordu. Askeri sınıfa katılan, orduya donanım üreten, kalelerde görev yapan ve lojistik hizmet (müsellem) veren Romanlar, bu hizmetlerinin karşılığında vergiden muaf tutuluyor veya bazı vergilerden istisna ediliyorlardı. Ordunun belkemiği olan atların nallanmasından (nalbantlık), kılıç ve kalkan gibi elzem teçhizatların demir dökümüne kadar ordunun kalbi, zanaatkâr Roman ustalarının ellerinde atıyordu.
4. Şer’iye Sicillerine Yansıyan Sosyoekonomik Hayat
Romanların Osmanlı Anadolu’sundaki varlığını ve hukuki sistemle olan entegrasyonunu anlamanın en güvenilir yolu, dönemin mahkeme kayıtları olan şer’iye sicillerini incelemektir. Mahkeme kayıtları, Romanların yalnızca marjinalleştirilmiş bir grup olmadığını; günlük hayatta ticaret, borçlanma ve hukuki güvence mekanizmalarını aktif olarak kullandıklarını ispatlamaktadır.
- Kefalet Sistemi: 1561 tarihli Beşiktaş Mahkemesi 2 Numaralı Sicil kayıtlarında, Çingene Haşarı b. Gasuzham’ın 2 bin 200 akçe borcuna, Emir b. Veli adında bir kişinin kefil olduğu belgelenmiştir. Bu belge, Romanların diğer toplumsal gruplarla karşılıklı güvene dayalı ekonomik ilişkiler geliştirdiğini ve Osmanlı hukuki sistemindeki kefalet mekanizmasını etkin bir şekilde kullandığını göstermektedir.
- Havale ve Finansal Araçlar: Aynı sicilin bir başka hükmünde, Ali b. Mahmud’un Çingene Osman b. Kasım’dan 1.200 akçe alacağı olduğu ve borcun Çingene Tokmak ile Rum Anna üzerinden “havale” yoluyla ödendiği tartışmaları kaydedilmiştir. Bu durum, Romanların etnik çeşitlilik içeren geniş bir ekonomik ağa sahip olduğunu gösterir.
- Karz-ı Hasen (Faizsiz Borçlanma): Yine aynı dönem belgelerinde, Çingene Durmuş b. Bazarlı’nın, Çingene Çakır b. Derviş’ten 360 akçe “karz-ı hasen” (faizsiz borç) aldığı mahkemece kayıt altına alınmıştır. Bu, kendi içlerindeki sosyal dayanışma ağlarının hukuki bir düzleme oturduğunu kanıtlar.
Tüm bu örnekler, zanaatkârlık ve ticaretle uğraşan Romanların, imparatorluğun ekonomik çarklarında ne kadar olağan ve hukuki birer aktör olduklarını gözler önüne sermektedir.
5. Vergilendirme, Kimlik Mücadelesi ve Hukuki Hak Arayışı
Osmanlı Devleti, Romanları idari anlamda ayrı bir “taife” olarak görmüş ve vergi toplamak için özel mekanizmalar geliştirmiştir. İmparatorluk içindeki Roman toplumu hem Müslüman hem de Gayrimüslim (Hristiyan vb.) bireylerden oluşuyordu.
- Vergi Dağılımı: İstanbul Mahkemesi 22 Numaralı Sicil’de (Miladi 1695-1697) yer alan bir berat, Kıbtiyan taifesinin vergilerinin nasıl tahsil edileceğini düzenler. Bu belgeye göre, Müslüman Romanlardan 660 akçe “maktu” (götürü vergi) alınırken, gayrimüslimlerden 730 akçe “cizye” alınması emredilmiştir.
- Hukuk Önünde Eşitlik ve İtiraz Hakkı: Osmanlı hukuk sistemi, bireylere adaletsizlik karşısında itiraz etme hakkı tanıyordu. İstanbul Mahkemesi 12 Numaralı Sicil’de (Miladi 1663-1664) geçen muazzam bir örnek bunun kanıtıdır. Müezzin el-Hâc Mehmed b. Bâli, sırf babasının ismi “Çingene defterinde” kayıtlı olduğu için kendisinden gayrimüslimlerden alınan cizye vergisinin talep edilmesine mahkemede itiraz etmiştir. Mehmed, ehl-i sünnet olduğunu, namaz kıldığını ve hacca gittiğini kanıtlayarak bu vergiden muaf tutulduğuna dair mahkemeden resmi bir belge almıştır. Alınan bu fetva, Osmanlı hukukunda salt etnik kökenin veya defterdeki ismin bir cezalandırma veya haksız vergilendirme aracı olamayacağını, hukuki durumun liyakat ve gerçeklere dayandığını muazzam bir şekilde ortaya koymaktadır.

6. Sosyal Barışın, Zanaatın ve Sanatın Taşıyıcıları
Tarihsel süreçte zaman zaman ekonomik sıkıntılar veya göçebe yaşamın getirdiği zorluklar nedeniyle bazı bireysel asayiş olayları (örneğin 1732 Bab Mahkemesi kayıtlarındaki eşkıyalık olayları) yaşanmış olsa da; bu durum genel bir Anadolu sorunu olup tüm Roman toplumuna mal edilemeyecek spesifik hadiselerdir.
Aksine Romanlar; Osmanlı ordusuna nalbant, tamirci ve seyyar zanaatkâr olarak verdikleri hizmetin yanında, Anadolu’nun ruhunu besleyen asıl yetenekleri olan sanatlarıyla öne çıkmışlardır. Sünnet şenliklerinde, saray düğünlerinde ve fetih törenlerinde icra ettikleri coşkulu müziklerle halkın moralini yükseltmiş, toplumdaki farklı kesimleri aynı ritimde buluşturarak adeta sosyal barışın ve kaynaşmanın taşıyıcısı olmuşlardır.


Cumhuriyet dönemine gelindiğinde göçebeliği terk eden şehir Romanları, profesyonel müzik hayatında çok saygın bir yer tutmuş; günümüzde Türk sanat müziğinin en muteber sazendeleri (saz ustaları) olarak kültürümüzü yaşatmaya devam etmişlerdir. Büyük Türk şairi Orhan Veli Kanık’ın dizelerinde bile onlara duyulan bu estetik hayranlık şöyle yer bulur:
Ne güzel bakıyor gözleri, Geceden kara, ışıktan ince. Belki de bir rüya bu, Ya da ben bir çingene.

7. Sonuç
Kaderlerini bin yıldır Anadolu ve Rumeli topraklarıyla bir gölge gibi birleştiren Romanlar, dışlanmışlıklara ve bürokratik zorluklara rağmen “devlet-i ebed müddet” düşüncesine kendi özgün renkleriyle katılmışlardır. Hem devlete olan sadakatleri, askeri liyakatleri ve ürettikleri demirle; hem de toplumsal neşeleri, icra ettikleri eşsiz sanatlarıyla Anadolu toplumsal huzurunun sessiz, gösterişsiz ama kesinlikle vazgeçilmez simaları olmuşlardır. Tarihi vesikalar ve şer’iye sicilleri, onların salt marjinal gruplar olmadığını; aksine Osmanlı sosyoekonomik hayatına, adalet mekanizmasına ve devlet ordusuna ne denli derinlemesine entegre olduklarını bize en yalın haliyle kanıtlamaktadır.
Kaynakça ve İleri Okuma Önerileri
- Acton, T. (1974). Gypsy Politics and Social Change. The Development of Ethnic Ideology and Pressure Politics among British Gypsies from Victorian Reformism to Romany Nationalism. London: Routledge & Kegan Paul.
- Agmon, I. (2004). Women’s History and Ottoman Shari’a Court Records: Shifting Perspectives in Social History. Hawwa, 2, ss. 172-209.
- Akkan, B., Gümüş, G., Karatay, A. ve Erel, B. (2008). Romanlar ve Sosyal Politika. İstanbul: N.P.
- Aksu, M. (1993). Türkiye’de Çingene Olmak. İstanbul: Ozan Yayıncılık.
- Alpman, N. (1997). Başka Dünyanın İnsanları Çingeneler. İstanbul: Ozan Yayıncılık.
- Altınöz, İ. (2013). Osmanlı Toplumunda Çingeneler. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları.
- Braude, B. (1982). Foundation Myths of the Millet System. B. Braude ve B. Lewis (Eds.), Christians and Jews in the Ottoman Empire: The Functioning of a Plural Society (ss. 69-88). New York.
- Çelik, F. (2004). Exploring Marginality in the Ottoman Empire: Gypsies or People of Malice (Ehl-i Fesad) as Viewed by the Ottomans. European University Institue Working Papers, 39, ss. 1-21.
- Çelik, F. (2018). Osmanlı İmparatorluğu’nda Çingeneleri / Romanları Çalışmak ya da İğneyle Kuyu Kazmak. MSGSÜ Dergisi, 2(18), 249-266.
- Dingeç, E. (2004). Rumeli’de Geri Hizmet Teşkilatı İçinde Çingeneler (XVI. Yüzyıl) (Doktora Tezi) Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir.
- Gençoğlu, H. (2025). Osmanlı Anadolu’sunda Çingeneler. Independent Türkçe.
- Ginio, E. (2004). Neither Muslims nor Zimmis: The Gypsies (Roma) in the Ottoman Empire. Romani Studies, 5(14), ss. 117-144.
- Gökbilgin, M. T. (1945). Çingeneler, cilt III. İslam Ansiklopedisi. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi.
- Marsh, A. (2008). A Brief History of Gypsies in Turkey. ERİAC.
- Marushiakova, E., & Popov, V. (2001). Gypsies in the Ottoman Empire: A Contribution to the History of the Balkans. University of Hertfordshire Press.
- Ortaylı, İ. (2018). İlber Ortaylı Osmanlı’daki Romanları anlattı. CNN Türk.
- Osmanlı Şer’iye Sicilleri: Bab Mahkemesi 150, 3; Beşiktaş Mahkemesi 2; İstanbul Mahkemesi 12, 22.
- Özsoy, O. (2021). Osmanlı İmparatorluğu’nda Çingenelerin Sosyo-Ekonomik Yapıları. DergiPark.
- Paspati, A. (1870). Études Sur Les Tchinghianés ou Bohémiens de l’Empire Ottoman (Cilt N.P.). İstanbul.
- Yılgür, E. (2015). Tek Parti Döneminde “Kıpti” Nüfusun İskanı ve Vatandaşlığa Kabulü Üzerine Genel Bir Değerlendirme. MSGSÜ Sosyal Bilimler Dergisi, 12, ss. 32-45.
Lisans ve Telif Uyarısı
Medya kullanım kuralları
Bu içerikte yer alan tüm medya dosyalarının (görsel, video, ses, belge vb.) lisans/telif bilgilerini ilgili eser açıklamalarından kontrol edin.
📚 Şartlar ve Koşullar Oku
Yorumlar kapatıldı.